|
Ömer TEKİN
Yeminli Mali Müşavir Varlıkların Ekonomiye Kazandırılmasına
İlişkin Yasa İle 2007 Yılı ve Öncesi Yıllara İlişkin Kayıtdışı Bırakılan Kazançları Gizleyenlere %2 veya %5 Vergi Ödemeleri Durumunda Hesap Sorulmayacak I-Giriş: Bilindiği üzere 5811 sayılı Bazı Varlıkların Ekonomiye
Kazandırılması hakkındaki kanunla; ister deftere tâbi mükellef olsun, ister
olmasın tüm gerçek ve tüzel kişilerin 2007 yılı ve öncesi yıllarda, kayıtdışı kalan kazançlarıyla ilgili; yasanın yürürlüğe
girdiği 22.11.2008 tarihinden sonra yapılacak bir incelemede bir
matrah farkı tespit edilmesi durumunda, 2 mart 2009 tarihine kadar bu yasadan faydalanılmışsa; gelir vergisi,
kurumlar vergisi, geçici vergi ve katma
değer vergisi tarhiyatı yapılmayacaktır. Söz konusu yasa 22.11.2008 tarihinde yürürlüğe girmiş,
bununla ilgili Maliye Bakanlığı Tebliği de 06.12.2008 tarihinde resmi gazete
de yayımlanarak yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. Bu yazımızda, yasa ile ne gibi avantajlar sağlanmış, uygulaması
ve muhtemel sonuçları hakkında açıklamalar yapılmaya çalışılmıştır. II- Yasadan Kimler Nasıl
Faydalanacaktır: İster deftere tâbi mükellef olsun, ister olmasın tüm gerçek ve tüzel kişiler
bu kanundan faydalanabilecektir. Gerçek ve tüzel kişilerin 01.10.2008 tarihi itibariyle
sahibi oldukları; Para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası
araçları ile varlığı kanaat verici belgeyle ispatlanan taşınmazların
ekonomiye kazandırılmaları amaçlanmıştır. Bu varlıkların yurt dışında olmaları yada
yurt içinde olmaları ayrımı yapılarak uygulama da farklılık getirilmiştir.
Bizde açıklamalarımızı bu ayrıma uygun olarak yapmaya çalıştık. 1-Yurt dışındaki varlıkların yurda getirilmesi
uygulaması: Yukarıda sayılan varlıklar, tebliğin ekindeki Ek-1’deki form doldurarak 2
örnek olarak bankalara bildirilecektir. Formun bir nüshası, ilgili banka tarafından bildirim
nedeniyle açılan hesaba ilişkin bilgiler yazılıp tasdik edildikten sonra,
banka dekontuyla birlikte ilgilisine geri verilecektir. Bankalar bildirim tarihinden itibaren bir ay içinde,
Türkiye’ye getirilen veya bu sürede Türkiye’de bulunan bankalardaki bir hesaba transfer
edilen para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını
ilgili müşterileri adına açacakları hesaba kaydedeceklerdir. Gerçek ve tüzel kişilerin yurtdışındaki varlıkları menkul
kıymet veya diğer sermaye piyasası araçlarıyla ilgili ise bunları Ek-3’deki
formu aynı şekilde 2 nüsha doldurup aracı kurumlara da bildirimde
bulunabileceklerdir. Aracı kurumlarda bankalar gibi formun bir nüshasına
ilgili adına açtıkları hesaba ait bilgileri yazıp tasdik ettikten sonra,
düzenlenen işlem sonuç formuyla birlikte ilgilisine geri vereceklerdir. Bankalara ya da aracı kuruma yukarıda sayılan varlıkların
bildirilmesi sırasında herhangi bir belge istenmeyecek, sadece taşınmazların
bildirimi varsa bununla ilgili olarak söz konusu taşınmazın yurtdışında
sahibi olduğuna ilişkin belge istenecektir. Banka ve aracı kurumlar kendilerine bildirilen varlıkların
değeri üzerinden hesapladıkları %2 vergiyi tebliğin ek-4’ündeki beyanname ile
aylık olarak, takip eden ayın 15’ine kadar beyan edip ödeyeceklerdir. Gerçek ve tüzel kişilerin bankaya veya aracı kuruma
bildirimde bulunmaları yeterli olup, ayrıca vergi dairesine de bildirimde bulunmalarına
gerek bulunmamaktadır. Şayet bildirim yapacak kişiler isterlerse aracı kurum veya
banka yerine vergi dairesine de bildirimde bulunabileceklerdir. Vergi dairesine bildirim yapmak isterlerse, gerçek ve tüzel
kişilerin Türkiye’de bağlı oldukları bir vergi dairesi varsa bu vergi
dairesine bildirimde bulunabileceklerdir. Bildirimde bulunacak kişilerin,Türkiye’de
ikametgahı bulunmuyorsa ve bildirimini vergi dairesine yapmak isterlerse
İstanbul’da Beyoğlu Vergi Dairesi Müdürlüğü’ne, Ankara’da Başkent Vergi
Dairesi Müdürlüğü’ne İzmir’de Konak Vergi Dairesi Müdürlüğü’ne bildirimde
bulunabileceklerdir. Vergi daireleri de banka ve aracı kurumlar gibi kendilerine
yapılacak bildirimlerle ilgili hiçbir belge talebinde bulunmayacaklardır.
Sadece taşınmaz bildirimlerinde söz konusu taşınmazın kendilerine ait
olduklarına ilişkin belgeyi isteyebileceklerdir. Bildirilen varlıkların beyanında ve yasal defterlere kayıt
edilmesinde YTL esas alınacaktır. Varlıkların değerlerinin tespitinde rayiç
değerleri, döviz için merkez bankası alış kurları dikkate alınacaktır. Yurtdışında bulunan varlıklar yurda getirilip yukarıdaki
açıklandığı şekilde bankalara yada aracı kuruma yada
vergi dairesine bildirildikten sonra %2 vergisini ödeyenlerin, yapacakları
başka bir işlem bulunmamaktadır. Gerçek yada tüzel kişiler,
Türkiye’ye getirip bildirimde bulundukları
%2 vergisini de ödedikleri varlıkları, isterlerse yasal defterlerine
kaydedebileceklerdir. Bu varlıkların yasal defterlere kaydedilme zorunluluğu
bulunmamaktadır. Söz konusu varlıklar Türkiye’de bulunup da bunlar bildirime konu edilmişse
yasal kayıtlara alma zorunluluğu bulunmaktadır. 2-Yurt içinde bulunan
varlıkların bildirim uygulaması: Gerçek ve tüzel kişiler, 01.10.2008 tarihi itibariyle yasal
kayıtlarında yer almayan
yurt içindeki yukarıda sayılan varlıklardan taşınmazlar dışında
kalan diğer varlıklarını öncelikle
bankalardaki ve aracı kurumlardaki hesaplara yatırmaları gerekmektedir. Bu şekilde tevsik
edilen varlıklar, tebliğin Ek-5’inde yer alan beyannameyle en geç 02.03.2009
tarihine kadar bağlı bulunulan vergi dairesine beyan edilebileceği gibi 340
sayılı tebliğdeki usul ve esaslar doğrultusunda internet ortamında da beyan
edilebilecektir. Ancak, gelir ve kurumlar beyannamesini internet ortamında
vermeleri zorunlu olan mükellefler, bu beyannameleri de zorunlu olarak
internet ortamında beyan edeceklerdir. Vergi dairesine beyan edilecek varlıkların değerleri
üzerinden hesaplanacak %5 oranındaki vergi tarhiyatı; yapıldığı ayı izleyen
ayın sonuna kadar ödenmesi gerekmektedir. Varlıkların beyan değeri, yurtdışında olduğu gibi rayiç
değerleri, döviz için merkez bankası alış kurları esas alınıp YTL olarak
beyan edilip yasal kayıtlara intikali sağlanacaktır. Yurtiçindeki varlıklarını beyan edip vergisini ödeyen gerçek ve
tüzel kişiler; Bilanço usulüyle defter tutuyorlarsa, Pasifte özel bir fon
hesabı açıp bu varlıkları sermayenin cüzi olarak orada izleyeceklerdir. Bu
özel fon hesabındaki meblağ beyan tarihinden itibaren 6 ay içinde de
sermayeye ilave edilecektir. Beyanda bulunan kişiler,
işletme defteri ya da serbest meslek mensubu iseler; Bunların da beyanına ilişkin bilgiyi işletme defterine ya
da serbest meslek kazanç defterine kayıt etme zorunluluğu bulunmaktadır.
Tebliğde bu deftere nasıl kayıt yapılacağına ilişkin ayrıntılı açıklama
bulunmamakta, kişisel görüşümüz; demirbaş kayıtlarında olduğu gibi defterin
en sonuna veya kayıtların bitiminden sonra bu beyana ilişkin bilginin kayıt
edilmesinin yeterli olacağı düşüncesindeyiz. Beyanda bulunan kişiler defter tutmayan mükelleflerse, yasa hükmünden bunlar da faydalanabilmektedirler. Ancak bu kişilerin tuttukları yasal defter bulunmadığından,
beyanları yeterli olup, bunlar için ayrıca yasal deftere kayıt etme
zorunluluğu getirilmemiştir. III- Bildirimde ve Beyanda Bulunanların Vergi
İncelemeleri Karşısındaki Durumu: 1-Hangi Yıllar Hangi Durumda
Yasadan Faydalanılacak: Yasaya göre 01.01.2008’den önceki dönemlerin bu yasadan
faydalanabileceği belirtilmiştir. 5 yıllık tarh zamanaşımı dikkate alındığında, pratikte bu
yasadan 2003,2004,2005,2006 ve 2007 yıllarının faydalanabileceği sonucuna
varabiliriz. Gerçek ve tüzel kişilerin ister yurtdışındaki, ister yurt
içindeki varlıkların beyanından hareketle hiçbir surette inceleme ve tarhiyat
yapılmayacaktır. Ancak, bildirim ve beyanda bulunan gerçek ve tüzel
kişilerin yukarıdaki yıllarla ilgili, bildirim ve beyan nedeni dışındaki,
başka bir nedenden dolayı incelemeye alınması mümkündür. Bunların çok sayıda nedeni olup, bunlardan birkaçı şunlar
olabilir: İlgili yıllarda kayıt dışı
satış yapılmış, giderler şişirilmiş, faturalar düşük kesilmiş olabileceği
gibi kazancıyla ilgili hiç beyanda bulunulmamış olunabilir. Hatta faaliyetini
vergi dairesinden gizleyip, kazanç beyan edilmemiş olunabilir. Şayet, söz konusu yasadan süresinden faydalanılmışsa,
inceleme sonucu bir matrah farkı çıktığında,
öncelikle bu yasadan faydalanarak beyan ettiği meblağla karşılaştırma
yapılacak, bildirimde bulunup vergisini ödediği meblağ, bulunan matrah
farkından büyükse, inceleme sonucu bulunan matrah farkına, gelir, kurumlar ve
KDV tarhiyatı yapılmayacaktır. Bulunan matrah farkı daha büyükse, beyanı
geçen kısım için tarhiyat yapılacaktır. Kanun bu haliyle sanki matrah
artırımı etkisi göstermektedir. Bu
kanundan faydalanabilmek için yukarıda sayılan yıllarla ilgili olarak,
yasanın yürürlüğe girdiği 22.11.2008 tarihinden önce incelemeye başlanmamış
olması şartı getirilmiştir. Tebliğde, hangi
durumda incelemeye başlanmış olduğu şöyle açıklanmıştır. Mükellef nezdinde işe başlama tutanağının düzenlenmesi,
vergi incelemesi için mükellefin davet edilmesi, defter ve belge isteme yazısının tebliğ edilmiş
olması, matrah tespitine yönelik tutanağın düzenlenmiş olması ya da
incelenmek üzere yetkili olanlara defter ve belgelerin ibraz edilmiş olması
durumunda incelemeye başlanmış olduğu kabul edilmektedir. Bu durumda, yukarıdaki yıllarla ilgili olarak, kanun
yürürlüğe girmeden önce incelemeye başlanılmışsa, tarhiyat yapılmışsa,
uzlaşma aşamasında ya da mahkeme safhasındaysa bu yasadan
faydalanılamayacaktır. Bu yıllarla ilgili olarak yasanın yürürlüğe girdiği
tarihten sonra incelemeye alınacak olanlar bu yasadan faydalanabileceklerdir. 2-
İnceleme Sonucu Bulunan Matrah
Farklarına Yasa Nasıl Uygulanacak: Bir kere, yukarıda da açıklandığı üzere hiçbir surette bildirim
ve beyandan dolayı inceleme ve tarhiyat yapılmayacaktır. Ancak, deftere tabi olsun yada olmasın tüm gerçek ve tüzel
kişi mükelleflerin
2003 -2007 yılları, yukarıdaki neden dışında, herhangi bir
nedenden dolayı incelemeye alınması, cezalı vergi tarhiyatı yapılması
mümkündür. İşte bu noktada yasa devreye girmekte ve inceleme sonucu
bulunan matrah farkı, bildirimde bulunulan meblağla karşılaştırılmakta
bildirimde bulunulan meblağ daha büyükse gelir, kurumlar, geçici ve katma
değer vergisi tarhiyatı yapılmamaktadır. Bu durumu, deftere tabi olan ve olmayan mükellefler
yönünden örnek olay üzerinde açıklamaya çalışalım. Deftere
tabi mükellefler yönünden örnek uygulama: Z ltd. Şti, 500.000 YTL parayı 25 aralık 2008
tarihinde, bu kanun kapsamında bankada
açtırdığı hesaba yatırmış ve bu şekilde tevsik edilen parayı internet
ortamında vergi dairesine beyan etmiş ve tahakkuk ettirilen %5 oranındaki
30.000 YTL vergiyi de
takip eden ocak ayının sonuna kadar ödemiş olsun. Ayrıca bu
parayı defter
kayıtlarına işlemiş ve takip eden 6 ay içinde de sermayeye
ilave etmiş olsun. Olayımızdaki şirketin 2005 yılı defterlerinin 2009
yılında incelemeye alındığını ve inceleme sonucu; 500.000 YTL’lik bir cilt faturayı kayıtlarına intikal
ettirmediği tespit edilmiş ve adına 500.000 YTL kurumlar vergisi, geçici
vergi ve katma değer vergisi matrah farkı hesaplanmış olsun. Böyle bir durumda, bulunan matrah farkına vergi tarhiyatı
yapılmadan önce, söz konusu yasadan uygun şekilde süresinde faydalanılmış mı,
faydalanmışsa vergisi ödenmiş mi, defter kayıtlarına alınmış mı, 6 ay içinde
sermayeye ilave edilmiş mi ? gibi
şartların yerine getirilip getirilmediği araştırıldıktan sonra, bu şartların
yerine getirildiği anlaşıldığında aşağıdaki şekilde uygulama yapacaktır. Bulunan matrah farkı, 500.000 YTL dir.
Mükellefin beyan ettiği para da 500.000 YTL dir. Bu
durumda bu inceleme sonucu mükellefe, kurumlar vergisi, geçici vergi ve KDV
tarhiyatı yapılmayacaktır. Ancak kanun ve tebliğde belirtilmediğinden
usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının kesilebileceği görüşündeyiz. Örnek
olayımızda; Mükellef 200.000 YTL para beyan etmiş olsaydı, bulunan matrah farkı 500.000 YTL olduğundan
karşılaştırma sonucu 300.000 YTL lik kısım için
vergi tarhiyatı yapılacaktır. Mükellef 700.000 YTL para beyan etmiş olsaydı bu sefer
bulunan matrah farkından 200.000 YTL daha fazla beyan etmiş olacağından,
bulunan matrah farkına herhangi bir tarhiyat yapılmayacak, artan 200.000 YTL ninde başka bir incelemede çıkacak matrah farkından
mahsubu yapılmak üzere bekletilecektir. Deftere tabi olmayan mükellefler yönünden örnek uygulama: Ahmet Demir adında bir şahıs, 25 Ocak 2009 tarihinde söz
konusu kanun kapsamında bankaya 100.000 YTL yatırmış, bu şekilde tevsik
ettiği parayı vergi dairesine de beyan ederek %5 oranında 5.000 YTL vergi
tahakkuk ettirmiş. Tahakkuk ettirilen parayı da takip eden şubat ayının
sonuna kadar ödemiş olsun. Mükellef defter tutmadığından beyan ettiği paranın deftere
kaydedilmesi, sermaye ilave edilmesi söz konusu değildir. Beyan edilip
vergisinin ödenmiş olması yeterlidir. Bu kişi, 2003 yılında 100.000 YTL’ye almış olduğu bir
daireyi 2005 yılında 250.000 YTL’ye satmış olsun. İndirilecek giderler
dikkate alınmadığında bu kişi 150.000 YTL değer artış kazancı elde etmiş
bulunmaktadır. Bilindiği üzere 2007 yılına kadar, 4 yıl içinde alım satımı
yapılan gayrimenkullerden elde edilen kazançlar, değer artış kazancı olarak
vergilendirilmektedir. 2007 den sonra bu süre 5 yıla çıkarılmıştır. Olayımızda Ahmet Demir, 2005 yılı değer artış kazancına
ilişkin beyanname vermemişse, 150.000 YTL matrah farkı üzerinden gelir
vergisi tarhiyatı yapılması gerekmektedir. Ancak, Ahmet Demir sözkonusu
yasadan süresinde faydalanarak 100.000 YTL parayı bankaya yatırıp vergisini
ödemişti. Tarhiyat yapılmadan önce bulunan matrah farkından 100.000
YTL para mahsup edilecek, kalan 50.000 YTL üzerinden vergi tarhiyatı
yapılacaktır. Bankaya yatırılıp vergi dairesine beyan edilen para,
bulunan matrah farkından daha fazla
olması durumunda, bundan önceki örnek olayda açıklandığı gibi herhangi bir
tarhiyat yapılmayacak, artan para, başka bir matrah farkından mahsubu
yapılmak üzere bekletilecektir. IV- Yasayla İlgili Diğer
Hususlar: 1-Söz konusu yasa çerçevesinde bildirilen veya beyan edilen
varlıklar nedeniyle ödenen vergi hiçbir şekilde başka bir vergiden mahsup
edilmeyecek, gider yazılmayacaktır. 2-Bildirilen veya beyan edilen taşınmazlar için amortisman uygulanmayacaktır. 3-Haksız olarak alınan veya mahsup ettirilen gelir, kurumlar
ve KDV’yi kapsamamaktadır. Bunlar için bu yasa dikkate alınmadan tarhiyat
yapılabilecektir. 4- Bu yasadan faydalanabilmek için, yurt dışında bulunan
varlıkların 01.10.2008 tarihi itibariyle sahibi olunduğunun tevsik edilmesi,
bu varlıkların banka ve aracı kurumlara bildirilmesini takip eden 1 ay içinde
Türkiye’ye getirilmesi veya bu sürede açılacak hesaplara transfer edilmesi
gerekmektedir. 5- 01.10.2008 tarihi itibariyle işletmeye kayıtlı olmayan yurt
içindeki varlıklardan, taşınmazlar dışındakilerin bankaya veya aracı kuruma
yatırılarak tevsik edilip vergi dairesine beyan edilmesinden başka, deftere
tabi mükelleflerin ayrıca defterlere kayıt etmeleri ve beyanı takip eden 6 ay
içinde sermayeye ilave etmeleri şarttır. Deftere tabi
olmayanlar için deftere kayıt ve sermaye şartı aranmamaktadır. Ayrıca yurt
dışı varlıklarını bildiren mükellefler içinde deftere kayıt ve sermayeye
ilave edilme şartı aranmamaktadır. 6- İşletmelerin bilançolarında, ortaklar cari hesabında yer
alan “ortaklara borçlar (331 no’lu hesap)” daki meblağda şirket adına banka ve aracı kurum adına
yatırılmak suretiyle beyan edilebilecektir.
|
|
|
